>> ORUÇOĞLU KÖYÜ
 

MUHTARIMIZ
CABİR SAĞLAM

1954 yılında Şile Oruçoğlu Köyünde, ailesinin 3. çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluk ve gençlik yıllarını köyde geçiren muhtarımız, asker dönüşü evlenmiş ve geçimini köyümüzde çeşitli işlerle uğraşarak kazanmıştır. 1983 yılında 1. aza olarak hizmete başladığı köyümüzde 1989 yılında muhtar seçilerek 1999 yılına kadar hizmetini sürdürmüştür. Bu 10 yıllık muhtarlık döneminde köyümüzün çeşitli problemlerinin çözümünde ve sosyal konularda başarıyla çalışmış ve köylünün sevgisini saygısı kazanmıştır. Bu yıllarda belirli bir dönem Şile muhtarlar derneği başkanlığını yaparak hizmetlerini Şile köyleri bazında da sürdürmüştür. 1999 yılında muhtarlık görevini bırakarak bir siyasi partinin ısrarlı baskılara dayanamayarak Şile İl Genel Meclisi Üyesi adayı olarak seçimlere katılmış fakat gerekli desteği alamadığı için kazanamamıştır. 2002 yılında derneğimizin başkanlığına seçilerek görevi üstlenen muhtarımız 2004 yılı muhtarlık seçimlerinde tekrar aday olmuş ve muhtarlığa seçilmiştir ve görevini sürdürmektedir. Ayşe, Emine ve Süleyman adlarında 3 çocuğu bulunan muhtarımız 3 kez de dede olma mutluluğunu yaşamıştır.

Oruçoğlu Köyü Muhtarlık Telefon  : 736 52 08
 Oruçoğlu Köyü Muhtarlık Faks      : 736 52 08

DERNEK KURULUŞU
1990 yılında resmi olan köyümüzün spor kulübü ORUÇOĞLU YILDIZSPOR, sportif ve sosyal faaliyetler ile köylümüzün bir araya gelerek kaynaşmalarını sağlamıştı. ORUÇOĞLU YILDIZSPOR kulübü katıldığı turnuvalarla, düzenlemiş olduğu güreş ve atış organizasyonlarıyla, moral geceleriyle yalnız ORUÇOĞLU köylümüzün değil diğer komşu köylülerimizin de dayanışma içinde çalışmalarını sağladı. Daha sonra kulüp genelleşerek bütün köylerimizin kulübü oldu ve ismi ŞİLE YILDIZ olarak değişti. İlerleyen yıllarda faaliyetlerinin zayıflaması ile birlikte köyümüzde sosyal faaliyet alanında bir boşluk oluştu.

Köylümüzün dostluğunu, komşuluğunu sağlamlaştıracak, gençlerimizin sportif ve sosyal faaliyetlerle bir araya getirecek, köyümüzün güzelliklerini sergileyecek, tanıtımını yapacak ve diğer köylerle ilişkileri kuvvetlendirecek bir oluşumun gerekliliği ortaya çıkmıştı. Bu nedenle bir dernek kurulmasına karar verildi. Hemen çalışmalara başlandı ve 1999 yılında şimdiki adıyla ORUÇOĞLU KÖYÜ YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA GÜZELLEŞTİRME VE AVCILAR DERNEĞİ kuruldu.

DERNEĞİN KURUCULARI
Yusuf KAHRAMAN
Ahmet PEHLİVAN
İbrahim MIZRAK
Yusuf Zeki ŞEN
Hüseyin UYGUN
Ekrem UYGUN
Hasan UYGU

ORUÇOĞLU DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

1- Mahmut UYGUN Yönetim Kurulu Başkanı

2- Mehmet UYGUN
3- Mahmut PEHLİVAN
4- Hüseyin YENİÇERİ
5- Süleyman ARABACI
6- Mehmet KAHRAMAN
7- Emre RENK
8- İbrahim ALKAN
9- Ahmet SAĞLAM

VİZYONUMUZ
BULUNDUĞUMUZ BÖLGEDE KÖYÜMÜZÜ ÖRNEK TEŞKİLEDECEK BELDE HALİNE GETİRMEKTİR.
 MİSYONUMUZ
HEMŞEHRİLERİMİZİN ORUÇOĞLU’LUYUM DERKEN,  DUYDUĞU GURURU TAÇLANDIRMAKTIR.

ORUÇOĞLU DERNEĞİ  LOKALİ

Köyümüzün İstanbul’da yaşayan insanları genelde Ümraniye ve Üsküdar’da ikamet etmektedir. Bu insanlarımızı bir araya toplamak amacıyla kurulan lokalimiz, 2005 yılında Şile Belediye Başkanı Sayın Can TABAKOĞLU tarafından açılışı yapılarak faaliyete geçmiştir. Daha önce belirli bir adresi olmayan köylümüz, diğer dernek lokallerinde veya kahvehanelerde bir araya sgelmekteydi. Bu eksikliği gidermek için Ümraniye’de kurulan lokalimiz, köylülerimizin bir arada olduğu, çayını yudumlarken sohbet ettiği, oyun oynadığı, maç seyrettiği, düğün cenaze ve diğer haberleri öğrenebildiği bir yer olarak, köylülerimize ve misafirlerimize hizmet vermektedir.



Adresimiz: Namık Kemal mah. Orta sok. No: 3/2 ÜMRANİYE

Telefonumuz: (0216) 481 49 34

 KÖYÜMÜZÜN TARİHİ

Ahıska yaklaşık olarak 3 asır beylik merkezi ve 250 yıl OSMANLI’NIN Çıldır eyaletine başkentlik yapmış, tarih kokan bir şehirdir. Şu anda Gürcistan sınırları içinde yer almaktadır. Bazı kasabalar ve bunlara bağlı 200 köyden oluşmaktadır.

Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e 160 km. uzaklıkta olup, Posof nehri kıyısında ve Tiflis-Batum yolu üzerinde kurulu bir şehirdir. Türkiye sınırına 12 km uzaklıktadır. Çevresinde daha çok tahıl tarımı yapılır. Orman sanayiine müsait ola şehirde ayrıca dericilik, gümüş işletmeciliği ve ahşap oymacılık yaygındır.

Kuruluşunda Gürcü kalesi olan Ahıska Arap fetihleri sırasında 624 yılında Müslümanların eline geçmiştir. Sultan Alp Arslan tarafından 1068’de Türklerin eline geçen Ahıska 1267–68 yılında Moğol hâkimiyeti altında kaldı. Sonrasında bölgedeki valiler ‘Atabek unvanıyla hüküm sürdüler. 1268–1578 arasında etkili oldular. Bu dönemde İlhanlı, Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletine bağlı kaldılar. Cihanın Önünde eğildiği, dünyanı en büyük yöneticilerinden, Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferi sırasında dolaylı olarak yardımları görülen Ahıska Atabekleri Lala Mustafa Paşanın 1577’deki Çıldır savaşı sonunda OSMANLI idaresine girdiler. Bir ara Safevilerin eline geçen şehir 1635’te tekrar OSMANLI idaresine geçti. Edirne antlaşmasıyla bölge Ruslara teslim edildiğinde halk pek çok ağıt yakmıştır. 1853–56 OSMANLI – Rus savaşı sonrasında OSMANLI’YA yardım eden Ahıskalılar savaş sonunda Rusya’nın baskısından kaçarak Erzurum’a sığındılar. 1918’de Mondros antlaşmasıyla tekrar merkezi Kars olan yerli geçici hükümete bağlı olan Ahıska 1919’da İngilizlerin Kars işgali ile Gürcistan tarafından işgal edildi.1921 Moskova antlaşmasıyla Gürcistan’a bağlandı.

Biz tarihten devam edelim. Osmanlı Devleti ile Rusya tarih boyunca sürekli bir barış içinde olamamışlardır bilhassa Kafkasya üzerinde bir türlü anlaşamamışlar zaman zaman savaşmışlardır sebep Rusların Karadeniz ve boğazlara hakim olma arzusudur. Uzunca bir süre savaşsız komşuluk yapmakta iken Sultan Abdülaziz devinin son zamanlarında yine anlaşmazlıklar çıkmış ve Rusların Kafkaslar üzerinden saldırmasıyla 93 harbi yani 1876–77 Osmanlı Rus savaşı tamda 2. Abdülhamit’in tahta çıkmasıyla başlamıştır.

Meşhur 93 harbi dediğimiz 1876–77 OSMANLI-RUS savasından sonra Ruslarla yapılan BERLIN anlaşmasına göre Artvin, Batum, Ardahan Ruslara verilmiştir. Bu anlaşmanın maddelerinden birine göre bu yörelerde yasayan halk eğer isterse bu araziden TURKIYE’ YE göç edebileceklerdi. Bölgedeki köylerin tamamına yakını Anadolu’ya doğru büyük bir göçe başladılar. bu göçün adi 93 muhaceretidir, katılan insanlarda 93 muhaciri denilmiştir. Göçteki amaç kendileri için en güvenli yere ulaşmaktı elbette en güvenli yer padişahın bulunduğu İstanbul ve civarıydı. Ancak tüm göç edenler buraya varamadılar Samsundan itibaren çeşitli bölgelere dağıldılar memlekette dağ köylerinde yaşayanlar yine dağ köylerine, ova köylerinde yaşayanlara ovalık ve yaylalık yerlere yerleştiler.  Bu arada içlerinden birkaç sözcü seçerek dönemin padişahı 2. Abdülhamit’e çıkmalarına karar verilmiştir. Seçilen sözcüler padişahın huzuruna çıkmış ve Artvin’den geldiklerini ve burada yaşaya bilecekleri bir yer tahsis edilmesini istemişlerdir. Padişah önce Bursa Araba yatağında bir yer göstermiş, bazı muhacirler buraya yerleşmiştir. Yerleşim bölgesinin seçiminde insanların ata yurtlarında ki özellikleri araması ve eski yaşantılarını tekrar kurabilmek için dağlık ve ormanlık bir bölge isteyen dedelerimize 2. Abdülhamit’in kız kardeşine ait vakıf arazisi olan Avcıkoru ormanları gösterilmiş, buranın beğenilmesi ile burası dedelerimize tahsis edilmiştir.

5 Kasım 1882 yılında kurulan köyümüze ilk olarak 8 hane gelmiştir.

Bunlar:

Yakubagiller - Yeniçerigiller -Memetgiller -Piçikogiller -Kundakçıgiller(kobes) -Zamoğlugiller -Tabahgiller - Hacogiller

Diğer sülaleler daha sonra gelmiş ve göç tamamlanmıştır. Köyün adi yılanların bol olması sebebi ile Yılanyatağı olmuştur. Atalarımız burada hayvancılık yaparak ve kuyu yakıp kömür yaparak, senede 2–3 araba kömür satarak geçimlerini sağlamışlardır.

ORUÇOĞLU ADI

Sevimsiz ve kötü anlamlı köy isimlerinin değiştirilmesi sırasında, Yılanyatağı ismi ORUÇOĞLU olarak değiştirilmiştir. Köylü bir isme karar verememiş Efendi Babaya danışmış Efendi Baba da kendi sülalesinin ismini önermiş, bu köylü tarafından kabul görmüş ve köyün adı ORUÇOĞLU olmuştur.

Yaklaşık 130 yıllık köyümüz gelişerek ve genişleyerek Şile ilçesinin en büyük köyleri arasındaki saygın yerini almıştır.

Not: Kaynak olarak bilgilerinden faydalandığımız değerli köy büyüklerimize ve kitabının bazı bölümlerinden alıntı yaptığımız Sayın Atabey Gedikoğlu’na teşekkür ederiz.                                                                                       

NUFÜSU CORAFİ KONUMU

Son sayımlara göre köyümüzün nüfusu 550 dir. Köyde 140 hane vardır.

Köyümüz İstanbul’dan 50 Şileden 25 km uzaklıkta ormanlık bir araziye kurulmuştur. Üsküdar’dan Şile istikametine doğru giderken Ömerliyi geçtikten sonra otoban üzerinde, bizim “tepe” diye adlandırdığımız bölgeden sağa orman içine doğru ilerleyerek ulaşılmaktadır köyümüze. Orman içinde, tarıma elverişli topraklara sahip, sahile uzak, dere kenarında bir orman köyüdür yerimiz. Etrafını çeviren genelde meşe,gürgen çam gibi ağaçların içinde, tertemiz havası ile Şilenin en önemli köyüdür. Komşu köyler olarak Bıçkıdere ve Ulupelit’i sayabiliriz. Ayrıca İstanbul’a su sağlayan Darlık barajı da köyümüzün yakınında yer alır.

EKONOMİSİ

Köyümüz kurulduğu tarihten bu yana geçim kaynakları olarak; orman içine kurulu olduğu için ormancılık, geniş tarım arazilerine sahip olduğu için tarım ve hayvancılık ön plana çıkmıştır.

Ormancılık; makta olarak köylülere verilen orman, kesilerek çoğunlukla yakacak odun olarak satılmaktadır. Ayrıca köylümüz kendi yakacak ihtiyacını da karşılamaktadır. Şimdilerde değişen yasalar ve kanunular ormancılık yapılmasına imkân vermemektedir.

Tarım, köylümüzün ekonomisine tam bir fayda sağlayamıyor gibi gözükse de, kendi ihtiyaçlarımızı karşılama açısından hiç de küçümsenemeyecek durumdadır. Köylümüz kendi bahçe ve tarlasında; yiyecek ihtiyacının önemli bir bölümünü yetiştirmektedir. Ayrıca yetiştirilen bitkiler kışlık konserve, reçel, turşu vb. yapılarak değerlendirilmektedir. Bazen de ihtiyaç fazlası sebzeler satılarak ufakta olsa kazanç sağlanmaktadır. Hemen hemen her tür bitkinin yetiştiği köyümüzde, insanlarımız yaz aylarında tüm gününü tarlada, bahçede çalışarak geçirmektedir. Özellikle kadınlarımız verdiği emek göz ardı edilemez. Hem bitkilerin yetiştirilmesi aşamasında hem de değerlendirilmesi aşamasında kadınlarımız takdiri fazlasıyla hak etmektedirler. Köyümüzde yetişen bitkilerle ilgili daha geniş bilgileri “ KÖYÜMÜZDE YETİŞEN BİTKİLER “ bölümünde görebilirsiniz.

Köyümüzde son zamanlarda seracılık konusunda da önemli atılımlar olmuş ve olmaya da devam edecektir.

Hayvancılık, köylümüzün önemli geçim kaynaklarından biridir. Köy kurulduğu günden bu yana hatta anayurdumuzda hayvancılık önemli bir geçim kaynağı olarak süregelmiştir. Daha önce küçükbaş hayvancılığın daha yaygın olduğu köyümüz de şu an büyükbaş hayvancılık daha çok tercih edilmektedir. Köyümüzde hayvancılık iki şekilde yapılır mera hayvancılığı ve ahır hayvancılığı. Meranın uzak olmayışı ve daha az maliyet içermesi köylümüzü mera hayvancılığı yapmaya daha meyilli kılmıştır. Ahır hayvancılığı biraz daha maliyet ve emek ister ama ona göre de kazancı vardır. Köylümüz her iki durumda da bütçelerine katkı sağlarlar. Ayrıca köyümüzde Kurban Bayramı için özel olarak beslenen kurbanlık hayvanlar mevcuttur. Bu tür hayvanlar kurbandan 3–5 ay önce özel bir bakıma girer, kesim gününe kadar en iyi şekilde beslenirler. Bu hayvanlar bayramdan önce satışa çıkartılırlar. Kurban Bayramında,  kurban vecibesini yerine getirmek isteyen insanlar köyümüze gelerek rahat bir şekilde kurbanlarını keserler. Kurban kesmek isteyen her insan, kendi bütçesine göre kurbanlık hayvan bulabilir ve arzu ederse vekâlet vererek bu hayvanı kestirebilir. Köylümüz hayvancılık yaparak kendi et, süt, yoğurt.tereyağı vs. ihtiyacını da karşılamaktadır. Bu ürünlerin fazlasını satarak değerlendiren aileler de mevcuttur. Ayrıca köylümüz, yumurta ve beyaz et ihtiyacını da kendi kümeslerinde tavuk besleyerek giderir. Köyümüzde arıcılık yapan insanlarımız da bulunmaktadır. Köyümüzde üretilen bu ürünlerin tatlarına doyum olmaz.

Son zamanlarda nüfusun da artması ile birlikte köyümüzdeki kaynaklar yetersiz kalmış ekonomik koşullar zorlaşmıştır. Bu sebeple köy halkımız; daha çok gençlerimiz, geçimlerini sağlamak için şehre yani İstanbul’a yönelmiştir. Köylümüzün bir kısmı çeşitli kamu kuruluşları veya özel şirketlerde çalışmakta, bir kısmı da kendi işini yaparak geçimini sağlamaktadır, köyümüzün şehre yakın olması sebebiyle köy hayatından kopmadan yaşamlarını sürdürmektedirler. Çoğunlukla Ümraniye ve Üsküdar civarında ikamet eden insanlarımız, genelde hafta sonlarını ve tatillerini köyümüzde geçirmektedirler. Şu an köyde ikamet eden nüfusumuzun çoğunluğunu emeklilerimiz oluşturmaktadır.

 

SİTESİ

www.orucoglukoyu.com

 
 
FOTOĞRAF GALERİSİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!